“İnsanlığı kurtaracağı” iddialarıyla 1950’lerde piyasaya sürülen nükleer santrallardan insanlık 1980’lerden sonra kurtulmaya çalışırken, bizim enerji bürokratları çoktan tarihin çöplüğüne atılmış nükleer santralların pazarlayıcılığına soyundular. 1980’lere kadar sorunsuz ve mükemmel olduğu yalanıyla taşınan nükleer teknolojiyle ilgili gerçekler; 1986 Çernobil faciasıyla göz önüne serildi. Çernobil ile birlikte “Pandoranın Kutusu” açılmıştı artık ve nükleer santralın kötülükleri gizlenemeyecek kadar açığa çıkmıştı. devamı...
"Karadeniz gözü aç ve doyumsuz insanlığın elinde kararmaktadır." Uzmanlar, Karadeniz'in yüzde 87'sinde hayat olmadığını belirttiler. Karadeniz'in kirliliğine karşı önlem alınması amacıyla kıyıdaş ülkeler arasında 1990'lı yıllarda başlayan görüşmeler ilk kez 1992 yılında imzaya döküldü.devamı...
Marsis 2005 yılında İstanbul'da kuruldu. KaradenizRock temelli müzik yapan grup adını Kaçkarın bir zirvesinden aldı. Marsis ; "Karadeniz'in içinden gelenlerle içinden Karadeniz gelenler" diyerek yola devam etmektedir... devamı...
Bir Kitap Bir Umut , Yeni Bir Dünya Onun için... diyerek başlatmış olduğumuz Kitap Kampanyamız hedeflendiği Başarıyla Sona ermiştir.. Bu kampanyada bizleri yalnız bırakmayan destekleriyle kampanyamıza anlam katan Pulera dostlarımız hepinize sonsuz teşekkürler...
Bilirsiniz hani buralarda rüzgâr hep sert eser, dalgalar hırçın ve asi. Çocukluğumuzun düşlerindeki cennet vardır ya hani; yeşillerin her tonundan ve rengârenk çiçeklerle bezenmiş bir sonsuz harikalar diyarını, ara ara berrak ve gürül gürül sularıyla kesen dereler, çağlayanlar. Masmavi göğünde gülüşerek oynaşan ışıldaklar. Cennetim Karadeniz. Hele tulumunun sesini duymaya görsün Karadeniz’imin uşağı, başlar yürek çekimleri dünyanın her köşesinden. Efkârlıdır insanları, her evde bir acı, her yürekte bir yâre. Fakat işitilmeye görsün kemençenin nağmesi, kenetlenir eller en tepede, sevdaya, özgürlüğe, barışa horon kırar Karadeniz’imin insanı. Mavilerin en dertlisinde oyun oynar hamsisi, nazlı bir gelindir, gümüş işlemeli Karadeniz incisi. Yaz ayları gelende semalarına yayılır atmacası, sevdalısıdır atmacanın Karadeniz’imin genci, yaşlısı. Mevsimidir, şimdi toplanır yemyeşil çayları, donanır fındık bahçeleri. Mısırı, lahanası, karayemişi… Yaşamla doludur her santimetrekaresi. Kaçkar’ın görkemine duman(pulera) iner çöker, insanına hüzün, yetmez bastırır yağmuru, kuru tek dal bırakmaz. Sırtında çay sepeti, sırılsıklam koşar evine cefakâr Karadenizimin kadını, sobasına atar odununu, başlar çatırdamaya yürek sızısı… Sıcaklığı vurur taa yaylalara. Her yaz bezenmezse insanıyla, kuzusuyla yaylalarım yetimdir, boynu bükük kalır. Henüz kaderi yazılmamıştır O’nu görmeyenlerin. Yağmurunda, sisinde başka güzelsin, yazında, güneşinde başka Karadeniz’im. Mavilerin en koyu kumaşına nakşedilmiş sevdamızdır Karadeniz. Bu sevdayı, dünyanın her yanına dağılmış Karadeniz aşkını, yüreğinde taşıyan tüm canlarla beraber, yaşamak yaşatmak adına Karadeniz için yola çıktık. Her aşk bir umuttur ya her umutta gün geçtikçe ve paylaştıkça çoğalmalıdır. Bu aşkı hep birlikte çoğaltalım gelin Karadenizimizi unutmayalım her yürekte her bedende her nefeste yaşatalım… Oxoşkva do oropate… PuleRa.NeT Ailesi...